Doğayla iç içe, çiftlik yaşamı şehir insanlarını cezbediyor…

Doğayla iç içe, çiftlik yaşamı şehir insanlarını cezbediyor…

Şehirde yaşamanın hepimizi fazlasıyla yorup tükettiği günümüzde birçok kişi, emekliliğini bile beklemeden kendi ile daha çok vakit geçirebileceği huzurlu bir hayatın hayalini kuruyor. Doğa ile iç içe yaşamak, biraz deniz, biraz toprak kokusu şehir insanlarının son zamanlarda en çok özlediği yaşam şekli olarak karşımıza çıkıyor. Metropol yaşamın tüm enerjisini tükettiğini düşünenler, domates biber yetiştirip tavuk yumurtası yiyerek yaşamak için “şöyle minik bir çiftlik” sahibi olmayı hayal ediyor. Tabii hayallerin pembesi kadar gerçeğin grilerini de göz önünde tutarak!

GÜNCEL - 2018-01-28 22:55:30 Bu içerik 614 kez okundu.

Çiftlik sahipliği bir rüya değil, özgürlük arzusunu tatmin eden ve gelir elde etmeden yaşamanın mümkün olmadığı gerçeğini de hesaba katan bir alternatif olarak öne çıkıyor. Çiftlik kurma hayali yaş, eğitim, sosyoekonomik düzey tanımıyor ama eyleme geçme cesareti en çok, orta yaş grubunda yer alan, yükseköğretim mezunu, hatta lisansüstü ve doktora sahibi, ekonomik açıdan belli standardın üzerindeki kişilerde ortaya çıkıyor.

Başarılı bir örnek “AYŞE DELİİSMAİL ÇİFTLİĞİ”

Bodrum’un Milas ilçesindeki Ayşe Deliismail Çiftliği markası ile harikalar yaratan Serin DurmayPreleviç, bu hayali gerçekleştirenlerden biri. Başarılı eğitim döneminin ardından yurtdışında başladığı parlak kariyerini terk ederek aile çiftliğinin başına geçen bir isim Serin DurmayPreleviç. Tek bir keçiyle yola çıkarak doğal tarım ve doğal hayvan yetiştiriciliği alanında bir marka haline gelen Ayşe Deliismail Çiftliği, onun vizyonuyla sadece beş senede bambaşka bir aşamaya ulaştı.

Zeytin, zeytinyağı, süt, tereyağı, peynir, sebze, meyve gibi ürünler Ayşe Deliismail Çiftliği markasıyla pazarlanırken, çiftlik bünyesindeki manej at tutkunlarına hitap ediyor, butik konaklama tesisi ise çiftlik hayatını deneyimlemek isteyenleri cezbediyor. Serin DurmayPreleviç geleneksel yöntemlerle üreterek sağlıklı yaşam hayalini gerçekleştirirken modern yöntemleri kullanarak da işin ekonomik yanını karşılıyor.

Çiftlik rüyası pembenin “Beş Tonu”

Emekli olmayı beklemeden, bugün sahip olunan enerjiyle bir an önce gerçekleştirilecek bir çiftlik hayalinin getirilerinden en çok öne çıkan beş tanesini şöyle sıralamak mümkün:

1) Doğayla iç içe yaşamak: Bitki-hayvan yetiştirmeye ve üzerine küçük de olsa bir ev kondurmaya uygun bir arazi en az birkaç on dönüm büyüklüğünde olmalı. Fiyatı elverişli bu tür araziler yerleşim yerlerinden görece uzakta bulunduğu için doğayla iç içe olmak opsiyonel değil zorunluluk.

2) Doğal beslenmek: Eğer doğal tarım ve hayvan yetiştiriciliğini önemsiyorsanız organik olmayan gübre ve GDO’suz yem kullanır, böylece doğal ürünlerle beslenmeyi garantiye alırsınız. Domates bahçeden, yumurta kümesten, süt ahırdan geleceği için yiyip içtikleriniz konusunda içiniz rahat olur.

3) Temiz hava almak: Doğru yerde yapılacak arazi seçimi, egzoz gazlarıyla zehirlenmemiş, bol oksijen yüklü havayı garanti eder.

4) Bedeninize iyi davranmak: Birçok yardımcınız bulunsa bile çiftlik sahibi olarak yapmanız gereken işler mutlaka vardır. Sabahları erken kalkar, uzun uzun yürür, sürekli toprakla ve hayvanlarla ilgilenir, doğanın canlılığını her gün tekrar keşfedersiniz. Üstelik hiçbir öğünü sektirmeden ama doğal gıdalarla beslenir, öğleden sonra şekerleme yapar, geceleri erken yatarsınız.

5) Emek vererek kazanmak: Yatırımınızı akıllıca yaptıysanız sizin ve sevdiklerinizin yanı sıra başkalarının da yararlanmak isteyebileceği ürünleriniz var demektir. İster online alışverişle ister semt pazarlarına katılarak isterseniz anlaşmalı marketler aracılığıyla ürünlerinizi piyasaya sunabilirsiniz.

Çiftlik rüyasında grinin“Beş Tonu”

Hiçbir hayal gerçeğe dönüşürken göz alıcı renklerini koruyamaz. Gerçek hayat, gri gibi istenmeyen renkleri de önünüze serecektir.

1) Şehirdeki konforu aramayın: Size bu hayali kurduranın şehir hayatı olduğunu aklınızdan çıkarmayın ve kaymak gibi yollar, nefis iç-dış dekorlar, yüzde yüz konfor, yerden ısıtma vb. inşa etmeye çalışmayın. Doğada mutlu olmak, konforla değil doğaya uyumla mümkündür.

2) Planınızın dışına çıkmayın: Onlarca kitap, araştırma, inceleme okuyarak ve deneyimli kişilerden tavsiye alarak geliştirdiğiniz plana sadık kalın. Atak bir şehir insanı olarak önerdiğiniz projeler iş hayatında sizi yukarılara taşımış olabilir ama doğanın kuralları çok farklıdır. Mevsim döngüsünden toprağın yapısına, fazla yağıştan kuraklığa daha pek çok attığınız cesur adımları felakete dönüştürebilir.

3) Mottonuz çok değil yeteri kadar olsun: Çiftlik işletmenin altın kuralı, “yeteri kadar” ölçüsünü hayata geçirmektir. Hayvanlarınız, meyve ve sebzeleriniz, tarım ürünleriniz, kısacası her şey yeteri kadar olmalıdır. Kısa sürede tüketime uygun doğal ürünlerde ortaya çıkan her fazlalık sorun yaratmaya adaydır.

4) Yardımcılarınızı özenle seçin: Herkes gibi siz de çiftliği işletme konusunda yardımcı olacak ekibi yakın köylerden seçmeye yöneleceksiniz. Çok akıllıca ama köylülerin doğuştan toprak, hayvan uzmanı olmadığını unutmayın. Tarım, hayvan yetiştiriciliği gibi işlerde deneyimli elemanlar seçmezseniz önemli sorunlarla karşılaşabilirsiniz.

5) Ulaşımı ihmal etmeyin: Çiftliğiniz modern yaşamdan uzakta olacaktır. Acil durumlarda en yakın yardım merkezine ulaşmanın yollarını tespit edip tatbikat yapmazsanız içinden çıkılmaz sorunlarla karşı karşıya kalabilirsiniz.

Sende Yorumla...
DİĞER HABERLER